news

2 Aralık 2007 Pazar

Tasarim Sahaseri :ISTANBUL

Garibanin uc kurusa karnini doyurdugu yerlerin adi da, "simit sarayi..."
Bostanci'da bostan yok.
Tahtakale'de kale yok.

Yedikule zindanlarinda konser veriliyor.
Sultanahmet Cezaevi desen, 5 yildizli otel...
Topkapi Sarayi.
Ciragan Sarayi.
Dolmabahce Sarayi.


Ata
sehir?
Kadikoy'e bagli.
Ahirkapi'ya gemi baglaniyor!
Bayrampasa'nin, adi bayram, kendi cezaevi.
Akmerkez, mavi.
Sehirlerarasi yolcu otobuslerinin yuzde 99.9'u Anadolu'ya gider...
Otogari Avrupa'da.
Bakirkoy, hem bakir, hem koy...
Altinsehir, hem altin hem sehir, gecekondu
Baraja ev yapiyorlar.
Cesmelerden deniz suyu akiyor.
Misir Carsisi'nda misir bulamazsin.
Manifaturacilar Carsisi'nda plak satiliyor.
Sahaflarda, hali var.
Kapalicarsi, turistlerin carsiya ciktigi gun, kapali
Olimpiyati yok.
Olimpiyat Stadi var.
3 kilometreyi 3 saatte gidersin...
Formula pisti var.

Facebook alters notifications after privacy furor

SAN FRANCISCO (Reuters) - Confronted with mounting privacy protests, Facebook.com has scaled back a Web monitoring feature that notifies one's friends when the Facebook user visits affiliated Web sites, the company said on Thursday.

In a statement, the Palo Alto, California-based company said it was making a several changes to a recently introduced feature called "Facebook Beacon" in the wake of a petition signed by 50,000 Facebook users to scale back the feature.

The changes announced by Facebook promise to give users some improved controls over what information about a user's Web activity is broadcast to friends and also improves notifications to users before releasing user data to other Facebook users.

The protest was started by online activist group MoveOn.org, who set up a petition on its Web site at http://civ.moveon.org/facebookprivacy/?rc=fb_front/calling on Facebook to give users a simple way to opt out of Beacon.

There have been several other protests, including a petition group in the Facebook site itself called "Facebook, stop invading my privacy."

Facebook is a nearly 4-year-old site that has exploded in popularity since May, when it opened up to let independent software develops build their own applications on the site. It has grown by nearly fivefold to 55 million users in a year.

Recently, the company introduced Beacon as a way to keep one's network of friends on Facebook informed about one's own Web surfing habits on other Web sites. Critics argued this transformed Facebook from a members-only site known for privacy protections into a diary of one's wider Web activities.

The MoveOn.org petition begun on November 20 attracted 5,000 backers that day, 25,000 by Monday and 50,000 on Thursday.

The petition relayed the anecdote of a "Matt in New York" who, it said, already knew what his girlfriend had purchased him for Christmas because the Facebook Beacon feature had broadcast where his girlfriend had gone shopping online.

"Why?" the petition asked. "Because a new Facebook feature automatically shares books, movies, or gifts you buy online with everyone you know on Facebook."

The protest was far from a rejection of Facebook.

The site read: "A lot of us love Facebook -- it's helping to revolutionize the way we connect with each other. But they (the company) need to take privacy seriously," the petition pleaded.

It was the second major privacy protest by Facebook members that has led the site to back off new features. In September 2006, a university student-led protest attracted more than 700,000 signatories to a petition to improve privacy features inside the Facebook site itself. (Editing by Doina Chiacu)

18 Kasım 2007 Pazar

İşyeri bilgisayarını kişisel işinde kullanan tazminatsız işten atılır by Sukur Kizilot

BİLGİSAYAR olayı, günlük yaşantımızın adeta bir parçası oldu... Tıpkı cep telefonu gibi.

Çok kişi birbirine "Bilgisayar ve cep telefonu yokken, ne yapılıyordu?" diye soruyor.

Yazı konumuz olan işyerlerindeki bilgisayara gelince... Bazen iş için bazen de kişisel amaçlı kullanılıyor.

Özellikle şirketlerdeki bilgisayarın, kişisel işlerde kullanılması, ciddi sorunlar yaratabiliyor hatta o işçinin, tazminat ödenmeksizin işten çıkarılmasına bile neden olabiliyor.

HAKLI NEDEN

Yaşanmış ve yargı kararı ile kesinleşmiş, somut bir olay var.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde; iş sözleşmesinin, işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan, geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği belirtiliyor. Bu sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde, fesih için geçerli bir neden olabiliyor.

Yargıtay’a intikal eden somut uyuşmazlıkta;

"İşçinin şirket bilgisayarını, mesai saatleri içinde, kişisel mailinde kullandığı, bir haberi, işyerinde çalışan bir çok arkadaşının mailine gönderdiği anlaşılmaktadır. İşçinin bu davranışı, şirketin iç işleyişi ile ilgili düzenlenmiş kurala aykırı olduğu gibi, işçinin; mesai saatleri içinde, kişisel ihtiyaçlarında, işyeri bilgisayarını kullanarak, iş görme yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği, bu davranışının da işyerinde olumsuzluklara neden olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, iş sözleşmesinin feshi olayının geçerli nedene dayandığına..." oybirliğiyle karar verilmiş (Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin, 5.2.2007 Tarih ve E.2006/30107, K.2007/2011 sayılı kararı).

OLAY CİDDİ

Görüldüğü gibi, mesai saatleri içinde, şirket bilgisayarının kişisel amaçla kullanılıp, işle ilgilenilmemesi, işveren açısından, işçiyi işten çıkarmak için "geçerli bir sebep" olarak kabul edilebiliyor.

Bilgisayarın, günlük yaşantımızın bir parçası olduğu şu dönemde, Yargıtay’ın yukarıda özetine yer verilen kararı, çalışanlar açısından son derece önemli.

Özellikle şirketlerde çalışanların, bilgisayar kullanırken dikkatli olmalarında yarar var.

25 yıllık sigortaya 50 Yeni Kuruş ödeme

MUSTAFA Buğday, 82 yaşında ve maddi durumu iyi olmayan, Adanalı bir vatandaş.

1971 yılından itibaren, 25 yıl süreli Serbest Meslek Hayat Sigortasına "kár paylı hayat sigortası" yaptırıyor ve her ay düzenli olarak 100 lira ödüyor (O tarihte 100 liraya, bir Cumhuriyet altını alınabiliyor).

1996 yılında, prim süreci bitiyor ve kendisine yapılacak ödemeleri bekliyor. Yazışmalar, sorular, yanıtlar vs. derken, 10 yıl sonra ödeme ile ilgili yazı geliyor.

Gelen yazıda, 25 yıl süre ile her ay ödediği 100 YTL’nin karşılığı olarak "ülke ekonomisindeki hızlı değişiklikler, yüksek enflasyon, paramızın inanılmaz boyutlarda değer kaybetmesi nedeniyle" kár payı ilavesi ile 0,50 YTL yani 50 Yeni Kuruş ödeneceği belirtiliyor.

İnanılması zor bu olayın tüm belgeleri elimizde.

Ne diyelim, kár payı dahil 25 yıl prim ödemeye 50 Yeni Kuruş!..

Peki... Ya kár payı olmasaydı, ne kadar ödenecekti?

Kadın ve erkek

Bazı kadınlar her zaman kandırılabilir. Bütün kadınlar bazen kandırılabilir ama aynı kadınlar aynı erkek tarafından aynı şekilde kandırılamazlar.

Helen Rowland

Erkekler kuş gibidir; çok sıkarsanız boğulur, serbest bırakırsanız uçar.

Sydney Rome

Erkeği ele almak kolay, elden çıkarmamak hünerdir.

Pytagore

Eczacı ve delikanlı

PARİS’te bir eczaneye giren delikanlı, eczacı bayanı görünce geri dönmeye davrandıysa da genç bayanın; "Ne istediniz?" sorusu üzerine durmak zorunda kaldı.

Delikanlı, bayana "Eczacı beyle görüşecektim" der. Bayan ise "Eczanenin sahibi benim. İki de bayan ortağım var. Ne istediğinizi bize söyleyebilirsiniz" deyince delikanlı kızarıp bozararak; "Son günlerde bana bir şeyler oldu. Kadınlar beni çok tahrik ediyor. Üç beş kadın bile yetmiyor. Bunun için bana acaba ne verebilirsiniz?" deyince eczacı bayan; "Bir dakika, içerdeki arkadaşlarımla konuşayım" der ve içeri odaya girer. Arkadaşlarından fikir alıp geri dönünce delikanlıya derdi konusunda çareyi söyler;

"Size ayda sekiz bin Euro verebiliriz. Bizim evde kalırsınız, yiyip içmek de bizden..."

(Teşekkürler Engin EREM)

Kaynana, gelin, görümce

Kaynana çaydanlık gibidir, fokur fokur kaynar.

Gelin demlik gibidir, sinsi sinsi demlenir.

Oğlan bardak gibidir, bir gelin doldurur, bir de kaynana...

Görümce çay kaşığı gibidir, arada bir gelir ortalığı karıştırır.

Çocuk şeker gibidir, ortalığı tatlandırır.

Kayınpeder de çay tabağı gibidir, okkalıca oturur...

(Teşekkürler Av. Zafer KÖKEN)

Acemi şoför

TEMEL ehliyet sınavında kan ter içinde araba sürüyormuş. Hocasına dönüp; "Hocam bu yayalara çok gıcık oluyorum. Ne zaman araba sürmeye başlasam önümden bir oraya, bir buraya koşuşturup dururlar" demiş.

Kurs öğretmeni:

"Sakin ol Temel, sen önce şu kaldırımdan aşağı in, onlar o zaman koşuşturmazlar."

(Teşekkürler İsmail EDEL)

Bir zamanların bakanları

İKİNCİ Dünya Savaşı yıllarında Gazi Lisesi’ni bitiren 2 genç, okulu bitirir bitirmez yurtdışında okumak için gençlerden birinin babası olan, Milli Eğitim Bakanı’na gitmişler.

Bakan, çocukları dinlemiş ve oğlunu dışarı çıkartıp, arkadaşına şunu demiş: "Ben Milli Eğitim Bakanı’yım, eğer oğlumu yollarsam bu yakışık almaz, ama seni yollayacağım."

Bu çocuk savaş yıllarında Alman elçisinin uçağıyla Almanya’ya okumaya uçarken, bakanın oğlu olan arkadaşı da onu uğurlamaya gelmiş ve bütün lise hayatı boyunca yurt dışında okumak hayaliyle biriktirdiği harçlığını da çıkarıp vermiş arkadaşına: "Buna benim artık ihtiyacım olmayacak, sen kullan" diye...

Uçağa binen yolcunun adı; Gazi Yaşargil. (Prof.Dr. Beyin Cerrahı)

Bakanın oğlu ise; Can YÜCEL

Tecrübe, herkesin hatalarına verdiği addır.

Oscar Wilde

13 Kasım 2007 Salı

Dikkat! Düzeltmeler yaklaşıyor

ABD’de işler iyice karıştı, gelen haberler yatırımcıları tedirgin ediyor. Sadece finans kurumları değil, reel sektör şirketleri de zarar açıklıyor. Gözler piyasalarını kurtarıcısı FED’e çevrildi. Kısa vadede yeni bir faiz indirimi gündeme gelebilir. Ancak bu pansuman tedbirler, taşların yerine oturması için yeterli olmuyor. Piyasalar için riskler artıyor.

Geçtiğimiz haftanın finansal piyasalardaki belki de en önemli olayı; ABD’deki General Motors’un beklenenden çok daha fazla ’zarar’ açıklamasıydı. Finansal kurumlardan birbiri ardına zarar açıklanmasını adeta ’kanıksamış’ olan piyasalarda, reel sektörden böylesi zarar gelmesi kafaları karıştırdı. Buna bir de ABD’de devlet destekli mortgage şirketlerinde kamu otoritesinin inceleme başlatması eklenince, hafta ortasından itibaren moraller bozulmaya başladı. Yakında yeniden FED’in faiz indirimi konuşulmaya başlanırsa şaşmamak gerek. Hatta bunu “olağanüstü” toplantıyla bile yapacağı konuşuluyor olabilir. Zira bir sonraki toplantıya neredeyse bir ay zaman var!.. Piyasaların bu kadar dayanması hayli zor görünüyor. FED, nasılsa bundan önce iki defa piyasaları “kurtardı”, bir kez daha kurtarsa ne olur ki?

İndirim işe yaramıyor

FED’in faiz indirimleri hisse senedi piyasalarında kısa vadeli iyimser rüzgârlar estirse de aslında temel olarak pek bir işe yaramıyor. Hele ki hem finansal sektörden, hem de reel sektörden zarar haberleri ya da tahminlerin altında kârlar gelirken...

Kolay spekülasyon

Faiz indirimleri borsaları toparlamaya yetmese de, hisse senedi piyasalarından umudunu kesen hedge fonların emtia piyasalarında daha kolay pozisyon almalarına, bu piyasalarda daha kolay spekülasyon yapmalarına ’yardımcı’ oluyor.Hatırlanacak olursa petrolün varilinin 70’lerden 98 dolarlara; altının ons’unun da 650’den 845 dolarlara çıktığı hareketin başlangıcı; FED’in bankalara sağladığı fonlamanın faizini yüzde 6.25’ten 5.75’e düşürdüğü, 17 Ağustos günüdür.

Petrol ve altın yükselmez

Faiz indirimleriyle başlayan son harekette; petrol, altın, gümüş başta olmak üzere bir çok emtia fiyatı ya tarihi rekorlar kırdı ya da zirve tazeledi. Petrol 100 dolarlık “hedefine” çok yaklaştı. ABD ham petrolünün bir kontratı 98.63 dolar ile “hedef zirvenin” sadece 1.37 dolar altında kaldı. Yakında bir şekilde 100 dolar fiyat ekranlarda “yakılacak” görünüyor. Buralara kadar gelinmişken, insanların aklına bu fiyatı “nakşedebilmek” adına da bu hareketler yapılacak. Önümüzdeki dönemde düşüşler olsa da; yeniden 100 dolara gelinmesi, burası daha önceden görüldüğünden çok da fazla yadırgamayacak. Ha keza altındaki 845-860 bölgesi için de bu sav geçerli.ABD ekonomisinin zafiyet geçirmesi; bir-iki yıllık bir düzeltme dönemine girilme ihtimalinin artması, emtia spekülasyonlarında daha yukarıların görülmesini de zorlaştırıyor. Hatta altın 845 dolar, petrol 98.63 dolar ile zirveler görülmüş bile olabilir. Değilse bile yukarı potansiyel son derece azalmış, düzeltme/düşüş ihtimali artmış görünüyor.

Euronun hedefi 1.50

FED faizleri indirince, faizi düşen dolardan daha yüksek faizli paralara hızlı bir kaçış yaşandı. Bundan da en fazla euro etkilendi ve 1.4752 ile bir rekor da burada yaşandı. Euro/dolar paritesinde 1.50 yeni “hedef seviyesi”. Bu seviyenin görülmesiyle yukarıda sözünü ettiğim düzeltmelerin yıl sonundan önce başlama ihtimalini de yükselecek.

Çin’den gelecek ‘revalüe’ haberi ABD’yi rahatlatacak

Geçtiğimiz haftanın dolar karşısında en fazla direnen “metası” euroydu. Euroda 1.50 hedefi oldukça net olarak önümüzde... Diğerlerinde yeni zirve görülmese bile euro 1.50’yi zorlayacak görünüyor. 1.50 sonrasında ya da geçen Cuma günü görülen 1.4752 seviyesini zirve kabul ettiğimiz takdirde 1.42 ve hatta 1.37’lere kadar bir düzeltme olacak görünüyor. Ancak Çin’den ABD’yi rahatlatacak yuanın hızlı ’revalüe’ edilmesine yönelik bir haber gelmez ise euro paritesindeki düzeltme hareketleri daha yavaş olacaktır.

150 dolarlık hedef başka bahara

Petrolde zirvenin 98.63’te görüldüğünü varsayarsak, düzeltmelerde sırasıyla 91.50, 86.50 ve 83.60 seviyeleri ilk hedefler. Bu arada spekülatörler halen daha 100 dolar diye ’tuttururlarsa’ ellerinin ayarı kaçabilir ve 103.50 hatta 111 seviyelerine kadar bile bir yükseliş olabilir. 150 dolarlık yeni “hedef” bir başka bahara...

Düzeltmede 743 dolara gerileyebilir

Altında; 845 ile kısa vadeli hedefe ulaşılmış durumda. Tıpkı petrol ve euroda olduğu gibi yukarıda 860’da yeni bir zirve hedefi var. Şimdilik 845’in zirve olduğu varsayımıyla; (kaçınılmaz) düzeltmede sırasıyla 797, 767 ve 743 dolar/ons seviyelerinin test edilmesi söz konusu.

Dolar/YTL’de yukarı hareket kaçınılmaz

Dolar/YTL’de 1.1580’in altında bir kapanış olması 1.0440 seviyelerini bile resmin içine sokacaktır. Ancak yukarıdaki tüm düzeltme hareketleri yaşanırken YTL’de de düzeltme kaçınılmaz. 1.2075’in üzerinde kapanış olması; sırasıyla 1.2350, 1.2570 ve 1.2810’a doğru bir hareketi başlatabilir.

10 Kasım 2007 Cumartesi

10 KASIM


8 Kasım 2007 Perşembe

KARIZMAYA BAK!!!!!


Yürüyüsündeki ve davranisindaki karizma tarzi Istanbul'un bir semtine has olabilir, hatta bazi anketlerde !!!! karizmatik seçilebilirsiniz, Ancak gerçek manada Karizmadan bahsedicekseniz, bakin size karizma nasil olur gösteriyor sahsen kendisi.


Dikkat !!!! Bu masada, 32 Kral, 62 Cumhurbaskani oturuyor.


Ilk anda gozunuz kimi goruyor...

7 Kasım 2007 Çarşamba

Petrolün fiyatı 100 dolara dayandı

Petrol fiyatlarının rekor koşusu sürüyor. Asya piyasasında ABD hafif petrolünün varil fiyatı gün içinde 98,17doları görerek yeni bir rekor kırdı.

Bu rekoru gördükten sonra 97,98dolarda karar kılan söz konusu petrolün varil fiyatındaki günlük artış 1,28 dolar oldu.

Petrol fiyatlarının artışında, belli başlı üretim bölgelerindekijeopolitik gerilimler ve rafineri darboğazlarının olduğu kadar, ABD yüksek riskli kredi sektöründe başlayarak mali piyasalara yayılansıkıntının tüm sonuçlarının henüz ortaya çıkmadığını düşünen yatırımcıların güvenli bir yatırım olarak gördükleri petrole yönelmeside rol oynuyor.

yazarlar

ads